|
Doç.Dr.Vehbi GÜNEŞ
Erciyes Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı
HİPOKALSEMİLİ İNEKLERDE GLUKOKORTİKOİD ENDİKASYONLARI
Glukokortikoidlerin tüm canlılarda çok yönlü fizyolojik ve farmakolojik etkileri söz konusudur. Bu etkiler özellikle karbonhidrat, lipit ve protein metabolizması üzerinde yoğunlaşmıştır. Bununla birlikte su ve elektrolit denge, lenfoid doku, antikor oluşumu, büyüme-hücre bölünmesi üzerinde ve yangı önleyici gibi etkileri de doz ve uygulama süresine göre değişkenlik gösterir. Glukokortikoidlerin yüksek dozlarda ve uzun süreli kullanımları esnasında çok sayıda istenmeyen etkileri de ortaya çıkabilir.
Gevişgetiren hayvanlarda bir kemoterapötikle birlikte kullanıldıklarında önemli yangı önleyici etkilerinin yanında sığırlarda en önemli kullanım alanı primer ketozistir (PK). Ketoziste Glikoneogenezisi uyarmak ve iştahı artırmak amaçlarıyla kullanılmaktadır. Kan glikoz seviyesini arttırırken çevre dokularda glikoz kullanımını azaltır. Bununla birlikte PK'de Glikokortikoid, insülin ve glikoz uygulamalarının birlikte yapılması çok daha etkilidir.
Hipokalsemili ineklerin klasik tedavilerinde glikokortikoid uygulamaları bulunmamaktadır. Uzun süreli glikokortikoid uygulamaları kemiklerden kalsiyum (Ca) mobilizasyonuna yol açar. Bu etki doğrudan Parathormon (PTH) sekresyonunun artırılması ile alakalıdır. Sığır, insan ve ratlarda glikokortikoidlerin akut infüzyonları kanda yüksek PTH seviyelerine neden olmuştur. Kemiklerden kalsiyum mobilizasyonu yanında, osteoblastik aktivitenin azalması, absorbsiyonun azalması, böbreklerden atılımının da artırılmasına yol açar. Kemiklerde erimeye neden olur. Fakat Glukokortikoidlerin PTH düzeyi üzerinde kısa sürede (3 saat) değişikliğe neden olmadığı da belirtilmektedir. Uzun süreli enjeksiyonlar aynı zamanda protein sentezini engeller, Ca emilimini azaltır, Kalsitrolü engeller. Glukokortikoidler kalsitonin benzeri etkileri uzun süreli ve yüksek dozlarda belirlenebilir. Ratlarda yapılan çalışmalarda glikokorikoidlerin kalsitonin gibi hiperkalsemiyi sınırlandırdığı ve kan Ca'unu azalttığı belirtilmektedir.
Hipokalsemide kan Ca seviyesindeki ani düşüşler klinik tablonun oluşmasına yol açar. Mutlaka dışarıdan Ca-baroglukonat verilmesi ile eksilen düzey tamamlanır. Uygun tedaviden 1-2 saat içerisinde cevap alınması gerekir. Bu tabloda glukokortikoidler uygulama alanı bulmaz. Bununla birlikte; Glukokortikoidlerin PTH düzeyini arttırarak kan Ca düzeyini arttırabileceği, Laktasyondaki ineklerde süt üretimini azaltıcı etkileri nedeniyle Ca atılımını azaltabileceği göz önüne alınacak olursa ve hipokalsemi vakalarında şekillenebilecek hipoinsülinizm ve hipoglisemi sonuçta ketozis tablosunun da olaya karışması durumlarında glukokortikoidler uygulama alanı bulabilir. Fakat bu durumun kontrollü deneysel ve saha çalışmaları ile doğrulanması gereklidir.
Bu tip uygulamalar komplikasyonsuz hipokalsemi vakalarından daha çok, yatalaklık hastalığının geliştiği dönemlerde, birinci ve ikinci kalsiyum uygulamalarına yanıt alınmayan, doğumdan sonra 48-72 saat geçmiş ve hipokalseminin 3. dönemi civarında bulunan ineklerde uygulama alanı bulabilir. Ayrıca hipokalsemi ve hipoglisemi tablosu belirlenen ineklerde glukokortikoidlerin yalnız başına değil de bir D vitamini preparatı ve İnsülinle birlikte tek doz uygulanmasının daha doğru bir yaklaşım olacağı söylenebilir. Hipokalseminin kan kortizol düzeylerini artırabileceği, doz ve uygulama süresine bağlı olmakla birlikte glukokortikoidlerin diğer olumsuz etkileri de düşünülürse, hipokalsemili sığırlarda glukokortikoidlerin olumlu etkilerden daha çok, olumsuz yönleri de göz ardı edilmemelidir.
|