Kedi Tırmığı Hastalığı
Basiller Epiteloid Anjiyamatosis)
Nedeni:
Kedi tırmığı hastalığı,özellikle kediler tarafından (başka hayvanların da taşıyıcı oldukları düşünülmektedir) genellikle de yavru bir kedinin tırmalamasının ardından bölgesel lenfadenitisle karakterize,bir bakterinin neden olduğu subakut, bir hastalıktır. Etkeni tam olarak bilinmemektedir. Etkeninin, 1983'lerde sanıldığı gibi gram (-) bir basil olan Afıpia felis değil, Rochalimea henselae olduğu düşünülmektedir. Rochalimea ailesine dahil olan etkenlerin Bartonella bacilliformis'le yakından ilişkili olduğu sanılmaktadır fakat, Bartonella terimi B. bacilliformis'in meydana getirdiği ve Güney Afrika'da yaygın olan öldürücü bir hastalık için kullanılmaktadır. (Eğer biri Kedi tırmığı hastalığına Bartonella'nın neden olduğunu söylerse paniklemeyin, Rochalimea Bartonella genusunun bir kısmı olduğunun düşünüldüğünü söylemektedir, Kedi tırmığı hastalığının öldürücü olduğunu değil!)
Bulaşma
Doktorlar da "Kedi tırmığı hastalığı" komplikasyonlarının aynı bakteri çeşidinin farklı suşlarıyla enfeksiyonu sonucu mu, enfekte eden bakteri sayısına mı, enfeksiyon yoluna mı yoksa bağışıklık durumuna mı bağlı olduğu bilmemektedirler. Vakaların %90'ı kedi tırmıklaması veya ısırmasından sonra meydana gelir. Vakaların, %50-95'inde genelde bulaşmadan 1-2 hafta sonra, bir primer lezyon oluşur. Sağlıklı bağışıklık sistemine sahip insanlarda, hafif geçen bir enfeksiyondur. Primer lezyon, 2-5 mm çapında tek bir papül halindedir. Çoğu hastada bölgesel lenfadenopati oluşur ve özellikle de aksillar, inguinal, epitrochlear, servikal ve submandibular lenf yumrularında görülür. Yukarıda sayılan lenf yumruları genellikle hassasiyet gösterir ve yaklaşık %40'ı da suppuratiftir. Benign olan lenfadenopati 4-6 hafta boyunca sürer.2-5 ay içinde etkileri kaybolur. Ancak AIDS hastalarında, uygun tedavi yapılmadığı takdirde, sistematik ve belki hayatlarını tehdit edecek derecede enfeksiyon oluşturabilir. Kedi tırmığı hastalığı, antibiyotik tedavisine, (ilerlemiş AIDS hastalarında bile) yanıt veren ender hastalıklardandır. Kedi tırmığı hastası olan ve vücudunun çeşitli yerlerinde 1000'den fazla lezyon bulunan bir hastanın antibiyotik tedavisiyle iyileştiği bildirilmiştir. • Görülme sıklığı: 6.6/100000 • Başlama yaşı: vakaların %80-90'ında 21 yaşından küçükken • Risk faktörleri: kedilerle beraber olma, mevsimsel - vakaların %75'i Eylül- Mart ayında görülür Erkek > kadın (3:2)
Semptomlar
Kedi tırmığı hastalığı semptomları, kedi tırmalaması veya ısırmasından 2-3 ay sonra ortaya çıkar. Belirtileri arasında, ateş, halsizlik, baş ağrısı, iştah kaybı ve ışınlan bölge yakınındaki lenf düğümcüğünün şişmesi sayılabilir. Hastaların 1/3'ünde ateş, anoreksi, keyifsizlik, halsizlik ve baş ağrısı görülür. Laboratuar bulgularında hafif, lökositoz, eosinofili ve eritrosit sedimantasyonunun attığı gözlenebilir. Hastalığın yayılmasının ardından oluşan lezyonlar ikiye ayrılabilir: Kırmızı, yuvarlak şişlikler halinde tüm vücutta gözlenen deri lezyonları, karaciğeri, dalak, kemik iliği, larinks ve diğer iç organları da etkileyen iç lezyonlar. Deri lezyonları Kaposi sarkomaya benzerlik gösterir ancak, oynamaz, hassastır ve kabukludur. Buna rağmen, medyada sıkça söz edilmiş ama şu anda gündemde olmayan hipertermi yüzünden karıştırılmıştır. Her vakada gözle görünür deri lezyonları bulunmayabilir. Ciddi şekildeki hastalık karaciğer harabiyetine, kan ve beyin bozukluklarına neden olabilir. Kedi tırmığı hastalığı diğerlerine oranla pek sık görülmediğinden dolayı, sağlık adamları tarafından tam olarak bilinmemekte ve çoğu zaman teşhisi konulamamaktadır. Örneğin, deri lezyonlannda Kaposi sarkomayla olduğu gibi, karaciğer söz konusu olduğunda, hepatitle karıştırılabilir. Kedi tırmığı hastalığı, özellikle de yavru bir kedinin tırmıklamasından sonra, subakut bir hastalıkla karakterizedir. Semptomlar farklılık gösterir. Hastaların yaklaşık 10-15'i daha sistemik semptomlar gösterir. Son semptomlar, bu hastalığın semptomları değil, ikincil, fırsatçı enfeksiyonlardır. Semptomlar: 1. Kedi tırmığı hastalığı,etkeninin yaraya inokulasyonundan 3-10 gün sonra gelişen primer bir lezyon. Lezyon genellikle 2-5 mm çaplı tek bir papül halindedir. 2. Çoğu hastada lenf yumrularının enfeksiyonu. Enfeksiyon, aksular, inguinal, epitrochlear, servikal ve submandibular yumrularda gözlenir. Bölgesel lenfadenopati, 1-2 haftalık yaralanma anlamına gelir. Diğer komplike semptomlar arasında aşağıdakiler de bulunmaktadır fakat hastalık bu semptomlarla sınırlı değildir. • Düşük düzeyde ateş - hastaların %50'sinde. • Anoreksi ve / veya ağırlık kaybı • Mide bulantısı ve kusma • Soğuk algınlığı • Splenomegali (olabilir) • Keyifsizlik ve/veya yorgunluk • Baş ağrısı Önceki semptomlar hafif lökositoz, eosinofıli ve diğer durumların bir belirtisi olabilir. Lökositoz, İökosit sayısının çok sayıda olmasıdır- 10000/mm3 Eosinofıli ise, pulmonar sistemde organizma varlığı anlamına gelir, bunlar röntgende görülebilir. Hastaların %5-10'unda daha sistemik semptomlar gözlenmiştir. Bunlar, ensefalopati, myelit, osteolitik lezyonlar, artrit, sinovit, pneumoni vs. Ayrıca, bazı hastalar kısa süreli, spesifik olmayan makulopapular sıyrıklar, erythema nodosum, eritremler ve trombositopenik pupura. 1. Tipik belirtiler (vakaların %80-95'inde) • Kronik hassas lenfadenopati (%49'sinde) • Ateş (38-41)- genellikle 1-7 gün sürer (%32) • Keyifsizlik / yorgunluk (%30) • Anoreksi, kusma, ağırlık kaybı (%15) • Baş ağrısı (%14) • Splenomegali (%11) • Faranjit (%8) • Şeffaf trunkal makulopapular isilik 2. Atipik belirtiler 1. Parinaud Okuloglandular Sendrom (% 2-17) a. Konjunktival granulom * İnokulasyon yeri * Ağrısız fakat çok az veya hiç konjunktival * Şişme ve renksizleşme belirgin b.Adenopati * Genelde preaurikulardır fakat submandibular veya anterior servikal de olabilir. * Residual komplikasyon olmaksızın 2-4 ay içinde gözden kaybolur. 2. Sinirsel belirtiler * Genelde ateşle beraber seyreder ve adenopati başlangıcından 1-6 hafta içinde oluşur. a.Sentral sinir sistemi Ensefalopati / ensefalit,felç (fokal veya generalize),saldırgan tavır,letarji ve koma b.Kranial / periferal sinirler Facial sinir paralizi,myelit,neuroretinit,polineurit,radikülit 3. Diğerleri * trombositopenik purpura * osteitis * hepatomegali / hepatik granulomla hepatosplenomegali
Tanı
4 kriteri vardır:
1) Kediyle temas etmiş olmak
2) Kedi tırmığı hastalığı deri testinin pozitif çıkması
3) Diğer adenopati nedenlerinin laboratuar bulgularının negatif çıkması
4) Lenfoid hiperplazi ve granulom oluşumu da dahil ortasında nötrofıl bulunan nekrozların tipik histolojik görünümü
Kedi tırmığı hastalığı, tanısında şu yolların izlenmesi gerekir:
1) Kedilerle uğraşmış olmak,
2) Biyopsi
3) Şüpheli deri veya viseral lezyonların patolojik incelemesi (Kedi tırmığı hastalığı etkeni Warthin-Starry boyasıyla boyanabilir)
Korunma
1. Destek
* Antipiretik, analjezik
* Söz konusu lenf yumrularında lokal ısı
* Suppurasyon varlığında aspirasyon ağrılı olabilir
* Skar ve fistüle neden olabileceğinden ensizyon ve drenajdan sakınılmalıdır
* Çoğu vakada antibiyotik endike değildir (bazı vakalarda gentamisin kullanılmıştır)
* Belirli bir süre basil taşıdığından, kedi dışkılarından sakınılmalıdır.
2. Prognoz
* Kendinden limitli benign disorder (AİDS hastaları dışında)
* Hastalar, nörolojik belirti olmaksızın 1 yıl içinde tamamen iyileşir.
Kedi tırmığı hastalığının vektörleri:
Etken tam ve kesin olarak açığa çıkarılmamıştır. Fakat çeşitli sayıda (13-61) evde yaşayan kedi üzerinde yapılan çalışmalar, kedilerin %41-81'inin mikrobiyal rezervuar olduğunu ortaya çıkarmıştır. Etken kediden direk olarak ve kediden alınan pirede de kül tür edilmiştir. Fakat, pirelerin (kene veya diğer artropodların) hastalığın vektörü oldukları hakkında deneysel veri bulunmamaktadır. Aşağıdaki 3 kriter izlenerek kedi tırmığı hastalığı tanısı konur. Kediyle temas sırasında göz lezyonu veya kedinin tırmalaması; Kedi tırmığı hastalığı testinin pozitif çıkması, adenopati ile ilgili yapılan diğer tüm testlerin negatif çıkması; ortasında nekroz olan ve nötrofil içeren, lenfoid hiperplazi ve granulom oluşumları. Etyolojik etken, kültürde üretilmesi zor olan, pleomorfik gram (-) bir basildir Warthin-Starry gümüşleme tekniği kullanarak boyanabilir. Organizma, karakteristik olarak tek başına kolajen lifler, kan damarları, makrofajlar veya nekroze alanlarda dallanan zincirler halinde bulunur. 1983'te Wear ve ark. hastaların lenf yumrularından, daha sonra Afıpia felis olarak isimlendirilen, pleomorfik, gram (-) bir basil izole etmişlerdir. En iyi şekilde Warthin-Starry gümüşleme tekniği kullanarak boyanabilir ve damar duvarlarına veya makrofajlann içinde bulunur. Hastaların dokularından kültür hazırlamak zordur. 1992'de Regnery'nin yapmış olduğu serolojik çalışmalar da Kedi tırmığı hastalığı'nın etkeni hakkındaki çelişkileri arttırmıştır. Kedi tırmığı hastalığı olan hastaların AİDS hastalarında basiller anjiyomatosis nedeni olarak bilinen Rochalimaea henselae'ye karşı olan serolojik yanıtlarını çalışmışlardır. Aynı hastalarda Rochalimaea henselae'ye karşı yüksek, Afıpia felis'e karşı da düşük sero pozitiflik saptamıştır. Hastaların çoğu, yukarıda açıklanan benign bir yol izlese de yapılan son çalışmalar hastaların %5-10'unda daha sistematik semptomlar görüldüğünü ortaya çıkarmıştır. Bunlar arasında Parinaud okuloglandular sendrom (preaurikular suppuratif adenitisle beraber konjunktival granulom) ensefalopati, myelitis, osteolitik lezyonlar, erythema nodosum, erythema marginatum, trombositopenik purpura, immun olmayan hemolitik anemi, artrit, sinovit ve pneumoni sayılabilir. Çeşitli raporlar, viseral lezyonlardan granulonıatöz hepatit ve splenit izole edildiğini bildirmektedir. Ancak kedi tırmığı hastalığının karakteristiği olan adenopati, bazı hastalarda gözükmem iştir. Atipik vakalarda başvurulan farklı bir tanı da malignancy, kolajen vasküler hastalıklar, kronik granulonıatöz hastalılar, sarkodiosos, mononükleosis, toksoplasmosis, atipik mikrobiyal hastalılar, tüberküloz, lenfagranuloma venereum, tularemi, brucellosis, piyojenik lenfadenitis ve yersinia infeksiyonlarını kapsar. Kedi tırmığı hastalığı bir avantajı, tanısı konduğunda kolaylıkla tedavi edilebilmesidir. Ancak tedavi edilmediğinde yaşamı tehdit edebilir. Hastalar ve doktorlar tarafından bu hastalığın daha iyi bilinmesi, görülen semptomların daha ciddi ve tedavi edilemeyecek hastalıklarla karıştırılmaması, yaşanan problemleri azaltacaktır.