|
NE ILE BESLEMELIYIZ ?
Kedi sahiplerinin beslenme konusunda, ticari olarak hazırlanmış, kuru, konserve (yas) ya da yari yas olmak üzere üç tip besinden her hangi biri veya ev yapımı formüller seklinde tercih seçenekleri bulunmaktadır. Çoğu kedi sahibi tercih yaparken, rahatlığı, maliyeti ve ticari markanın güvenilirliğini sorgulamaktadır. Şayet ev yapımı yemekler tercih ediliyorsa tam ve dengeli bir rasyon hazırlamaya özen göstermeli ve pişen öğün miktarının besinsel içeriğinin ihtiyacı karşılamasına dikkat edilmelidir. Seçim yaparken öncelikle kedinin yaşı, fiziksel aktivitesi ve üreme performansı göz önüne alınmalıdır. Her yas-aktivite ve fiziksel durumda kedinin ihtiyaç duyduğu besin öğeleri farklıdır. Besinsel içerik ve bio-yararlanım düzeyi önemlidir. Seçilmiş olan besin türü, kedinin gereksinim duyduğu bütün zorunlu besin öğelerini, yasına ve yasam biçimine uygun olarak, yeterli miktarlarda ve dengeli bir biçimde sağlamalıdır. Ayni zamanda yeterli doku büyümesi ve ideal vücut ağırlığının devamı için gereken enerjiyi de sağlamalıdır. Kedinin damak zevkine hitap etmeli ve başlıca diyet olarak uzun bir süre boyunca verildiğinde, kedi tarafından kabul görmeli yani çabucak bıkkınlık yaratmamalıdır. Besinin dokusu cazip olmalı, kolaylıkla çiğnenmeli ve sindirilebilmelidir. Uzun bir periyot boyunca beslendiğinde sindirim sistemi fonksiyonlarını uygun biçimde desteklemeli ve düzenli, siki ve biçimli diski oluşumunu sağlamalıdır. Son olarak da besin, tüy örtüsünün kalitesini, sağlıklı bir deri kondisyonunu, uygun vücut fiziği ve kas tonusu ile yüksek enerji düzeyini sağlamalıdır.
Kısaca, kedinizin besinini seçerken göz önüne almanız gereken faktörler şunlardır:
1. Söz konusu gıdanın besinsel içeriği ve vücuttaki yararlanılabilirlik düzeyi
2. Kedinizin damak zevkine hitap edip etmediği ve kabulü
3. Mide-barsak sistemi üzerindeki etkisi
4. Kalori yoğunluğu
5. Sindirilebilirliği
6. Uzun süreli beslenme etkisi
Veterineriniz size, kedinize en uygun besini seçmeniz konusunda yardımcı olacaktır.
NE SEKILDE BESLEMELIYIZ ?
Kedinizi beslerken benimseyebileceğiniz üç tip beslenme biçimi bulunmaktadır. Bunlar söyle adlandırılırlar:
•Serbest besleme
•Zaman kontrollü besleme
•Öğün kontrollü besleme
Bu beslenme tiplerinden herhangi biri, kedi sahibinin günlük programına, beslenecek kedi sayısına ve kedinin tercihine göre belirlenir.
SERBEST BESLENME
Serbest beslenme rejiminde her zaman yemek kabında fazla miktarda besin bulunur. Kedi günün her saatinde ihtiyaç duyduğu / istediği kadar besin tüketir. Bu tip beslenme için en uygun besin tipi kuru mamadır. Yari yas mama kadar çabuk kurumaz ve yas (konserve) mama kadar da çabuk bozulmaz. Bu beslenme biçimi, kedinin yemek kabındaki besinin ihtiyaç duyduğu kadarını tüketmesi, gereksindiği miktarı ve enerjiyi kendi kendine belirleyebilmesi esasına dayanır. Bu tip beslenme daha az zaman ve bilgi gerektirir. Sadece günlük olarak su ve yemek kapları temizlenip yeniden doldurulmalıdır. Kediniz ilk kez serbest beslenme rejimi ile tanıştığında ilk zamanlar gereğinden fazla tüketebilir. Ancak hayvanların çoğu daha sonra ihtiyacı olan kadarını almayı öğrenir. Bu tip beslenmeye ilk kez geçilirken, kedinin yemek yemesi beklenmeli, daha sonra bir yemek kabı dolusu besin tekrar sunulmalıdır. Bu ekstra sunulmuş olan yemek, mevcut fazla yemeğin gereksiz bir anda tüketilmemesi gerektiğini kediye öğretecektir. Doğuştan obur olan kediler için ise, bu pek uygun bir yöntem sayılmaz.
Diğer iki tip beslenme biçimi, hem öğünün büyüklüğünü hem de sunulacağı süreyi kontrol ederek isler.
ZAMAN KONTROLLÜ BESLENME
Zaman kontrollü beslenme, serbest beslenmeye benzer şekilde, kedinin günlük enerji ihtiyacını düzenleyebilmesi temeline dayanır. Yemek zamanında fazla miktarda besin yemek kabına konur ve önceden belirlenmiş zaman sürecinde kedinin yemesine izin verilir. Fizyolojik olarak stres altında olmayan çoğu kedi, günlük besin ihtiyaçlarını giderebilmek için 15-20 dakikaya ihtiyaç duyarlar. Günde bir kez beslenme büyümesini tamamlamış olan yetişkinlerde yeterli gibi görünse de midede genişlemelere yol açabileceği gösterilmiştir. Ayrıca günde iki kez beslenme öğünler arasındaki açlık duygusunu azaltacağı gibi dilenme ve yiyecek çalma gibi davranış problemlerini en aza indirecektir.
ÖGÜN KONTROLLÜ BESLENME
Kediler zorunlu etçil canlılar olarak tanımlanır. Bu tanımlama, kedilerin yüksek kaliteli proteinlere, yağa ve yaşamsal öneme sahip olan iz elementlere ihtiyacı olduğunu göstermektedir. Bu maddelerin tamamı da yalnızca hayvansal dokularda bulunmaktadır. Sözgelimi kediler “taurin” adi verilen bir aminoaside (proteinlerin yapıtaşı) ihtiyaç duyarlar ki bu madde sağlıklı bir görme fonksiyonu için mutlaka gereklidir ve eksikliği körlüğe yol açar. Yalnızca hayvansal proteinler kedinin gereksinimini karşılayacak düzeyde taurin içerirler. Kediler et içermeyen yani vejetaryen bir diyetle yaşamlarını sürdüremezler.
Öğün kontrollü beslenme pek çok durum için tek uygun beslenme tipidir. Bu metotda, kedinin diyeti konusunda en büyük kontrol kedi sahibine düşmektedir. Bir günde bir veya birden fazla öğün konur, ve önceden hesaplanmış kalori ve besin ihtiyacı kadarı sağlanır. Zaman kontrollü beslenmede olduğu gibi, çoğu yetişkin kedi günde bir öğünle devam edebilir, ancak günde iki veya daha fazla öğün tercih edilir. Öğün kontrollü besleme, hayvan sahibine tüketilen gerçek besin miktarını ve beslenme davranışı ile besin miktarındaki ani bir değişimi gözleme olanağı tanır. Bu metot ile kedinin büyümesi ve kilo artısı dikkatle izlenebilir. Böylelikle de büyüme oranındaki bir hata, kilo artısı veya yetersiz kilo alma gibi problemler erken safhalarda fark edilip düzeltilebilir. Bu yöntemin tek dezavantajı hayvan sahibine daha fazla sorumluluk düşmesidir. Kedinin kilosuna göre yemesi gereken besin miktarı hazır ticari besinlerin ambalajları ya da taşıyıcıları üzerinde yer almakta ve bu açıdan kolaylık sağlamaktadır.
Söz konusu üç beslenme tipinden size ve kedinize uygun olan bir tanesini seçtikten sonra, sıra artık bu rejimin gerektirdiği kurallara uyarak bunu kediniz için bir beslenme alışkanlığı haline getirmeye gelmiştir.
Kediler beslenme alışkanlıklarına oldukça bağlıdırlar. Bu açıdan dikkat etmeniz gereken bazı kurallar bulunmaktadır:
1. Kedinizi her gün ayni saatlerde beslemeye özen gösteriniz.
2. Kedinizin tabağında kalan besini uzaklaştırın ve her yemekten sonra mama kabini bütünüyle yıkayıp durulayınız.
3. Kediler yemeklerini kan dolaşımı ısısında yemeyi tercih ederler. Bu alışkanlık doğada taze avlanmış canlıları yeme güdüsünün uzantısıdır. Dolayısıyla doğrudan buzdolabından çıkan yemeği yemekten hoşlanmazlar. Yemeğin tadına önem verdikleri kadar kokusuna da önem verirler ve buzdolabından çıkmış olan besine ilik hale gelene dek dokunmazlar.
4. Son olarak yemek kaplarını tuvalet kabı-kum küvetinin yakınına koymaktan da kaçınmalıdır.
YENI ORTAMDAKI ILK YEMEK
Beslenme programları kedinin yaşı ile ilgili olarak değişiklik gösterir. Yeni bir yavru kedi yalnızca yetişkin kedinin küçük boyu olarak algılanmamalıdır. Gençlerin metabolizması ve besinsel ihtiyaçları farklıdır. Bir kedi yavrusu yeni bir eve ya da ortama girdiğinde kendini yalnız hissedip korkar. Ona çevresine alışması için biraz zaman tanımak gerekir. Ona sunduğunuz ilk besinleri geri çevirirse hemen alarma geçememelisiniz. Besini 30-60 dakika gibi sinirli sürelerle önüne koyup diğer beslenme saatine dek kaldırınız. Her öğünde mama kabına taze besin vermeye özen gösterin.
Kedinizin yaşı 6 hafta ile 3 ay arasında ise 4-5 saatlik aralıklarla koyacağınız 4-5 öğün uygun bir beslenme programı oluşturur. Sağlıklı bir yavru, öğün için koyduğunuz yiyecek miktarının çok olması halinde mamayı kabında bırakarak size gereğinden fazla koyduğunuzu anlatacaktır.
Yavru kedi eve gelmeden önce ne yediğini bilmenizde yarar vardır: Ani bir besinsel değişim kedinin sindirim sistemini alt-üst edebilir. Veterinerinizin önerdiği mamaya yavaş yavaş ve dereceli bir geçis yapmanız uygun olur. Bu uygulama, kedinin üyesi olduğu yeni çevreye alışma stresini azaltacaktır.
Yavru kedi büyüdükçe, öğünler arasındaki süre uzatılabilir. Yavrunun 3 ay ile 6 ay arasında günde üç kez beslenmesi uygundur. Yavru 6. aya ulaştığında öğün şayisi 2’ye indirilebilir.
İyi eğitimli bir yavru serbest bir beslenme programı ile de beslenebilir yani ihtiyacı kadar besini alarak fazlasını bırakır. Ancak serbest beslenen bir kedi iyi gözlenmelidir çünkü bazıları aşırı yemeye ve obesiteye meyillidir. Obez veya kilolu kediler, ciddi kalp ve solunum rahatsızlıkları yasamaya adaydır. Aşırı kilolu kediler, herhangi bir sebeple iştah kaybına uğradıklarında, yağlı karaciğer sendromu adi verilen hastalığa yakalanabilirler. Aşırı kilolar ayrıca üreme ile ilgili ciddi problemlere de yol açabilir. Sabit bir beslenme programı bir çok avantajı nedeniyle tercih edilmelidir. Düzenli bir program, normal iştahın devamını ve barsak hareketlerinin düzenli olusunu sağlar. Ayrıca evde kedinize vermek istediğiniz eğitime yardımcı olur. Kedinizi, çıkartacağınız kısa yürüyüşlerden, oynayacağınız oyunlar yada yaptıracağınız egzersizlerden önce fazla beslemekten kaçınınız. Bu mide bulantısı ve kusmaya yol açabilir. Öğünler arasında kediye yemek vermemeye ve beslenme programına uymaya özen göstermelisiniz. Aşırı beslenmenin kediniz için hiçbir avantajı olmadığı gibi, yasam sürelerini de kısaltır.
Son olarak sunu hatırlamalısınız; bir hayvan sahibi, kedisinin kilosundan sorumludur. Aşırı kilolu bir hayvan aşırı yemiş demektir ve buna izin verilmiştir. Bir bisküvi herhangi bir tehlike taşımaz ve aslında iyi bir dental hijyenin de bir parçasıdır. Öğünler arasında verilebilecek tek şey bu bisküviler olabilir. Obesite hakkında söylenebilecek tek olumlu şey veterinerinizce kontrol altına alınıp tedavi edilebileceğidir. Şayet kediniz şişman ise yolun neresinden dönerseniz dönün bu kedinizin sağlığı için geç sayılmaz. Kedinin aldığı kalori miktarını birden bire azaltmak, yağlı karaciğer sendromu gibi sağlık problemlerine sebep olur. Şişman bir kedinin zayıflaması, veteriner kontrolünde, tamamen ayrı bir program dahilinde gerçekleştirilebilir. En iyisi buna hiç meydan vermeden, bastan düzenli bir beslenme programı uygulamaktır.
KEDIM SU VEYA SÜT IÇMELI MI?
KEDILER VE SU
Atalariı çölden gelen kediler suyu vücutlarında muhafaza etme konusunda oldukça beceriklidirler. Konserve mamalar yaklaşık %80 oranında su içerir ve kediye ihtiyacı olan suyun büyük bir çoğunluğunu sağlamış olurlar. Kedinizin su kabında taze ve temiz su bulunduğu sürece, çok az su içiyor gibi görünse de endişe etmeye gerek yoktur. Kuru mama ile beslenen kediler için, yeterince su içmesi, ilerde çıkabilecek olan idrar yolu problemlerinden korunma açısından önemlidir.
Bazı kediler çeşmeden akan suyu içmekten hoşlanırken, bazıları tuvaletteki suyu, bazıları kirli su birikintisindeki veya su bardağının altından damlayan suyu içmeyi tercih ederler. Nasıl hoşlanıyorlar ise öyle olmasına izin verin, çünkü su onların sağlığı açısından çok önemlidir.
KEDILER VE SÜT
Yaygın inanısın aksine, gerçekte kediler sütten kesildikten sonra süte ihtiyaç duymazlar. Tüm kedilerin sütü sevdiği doğru değildir. İnek sütü içtiklerinde bazı kedilerde diyare (ishal) şekillenmektedir. Günümüzde laktoz miktarı azaltılmış sütler mevcut olup, kedinize bu tür sütlerden vermeyi deneyebilirsiniz. Sütten kesilmiş olan yavrular için sulandırılmış ve evapore edilmiş anne sütü yerine hazırlanmış olan ürünler oldukça basarilidir ve anne sütünün yerini tamamen alabilir.
Süt içen kedinin suya ihtiyacı olmadığı da doğru değildir. Sütü seven kedilere de ilaveten taze-temiz suyun verilmesi gerekir. Süt suyun yerini tutmaz ve besin takviyesi olarak düşünülmelidir.
KEDILER VE OT
Kedilerin çoğu, zaman ot çiğner ve takiben kusarlar. Aldıkları bu otlar midede biriken tüylerin sertleşmesini ve yumak haline gelerek atılmasına yardımcı olmaktadır. Kediniz için evdeki bir saksıda çeşitli bitkiler yetiştirip onu mutlu edebilirsiniz. Böylelikle evdeki bitkileri yemeyecek ve kendisi için toksik (zehirli) olabilecek bu bitkilere ilgi göstermeyecektir.
Kedinize ve size sağlıklı günler dileriz.
|